11 Eylül 2014 Perşembe
LACANIAN DİL SÜRÇMESİ
TOKİ dergisinde aynen şu yazmış: 'Sevdamız Türkiye sevdasıdır.Sonuna
kadar,son nefesimize kadar sorumluluk bilinciyle ÇALIYORUZ" zaten yanı
başındakiler de çaldığını biliyor. Bu öyle basit bir hata değil, buna
psikolojide Lacanian dil sürçmesi denir. İçimizde bastırılmış bir takım
duygular varsa söylemek istediğimiz şey ve söylediğimiz şey farklıdır.
Metni hazırlayan kişi (sadece o değil herkes) bazı şeyleri biliyor buna
rağmen "büyük patron"u alkışlıyorlar bu durum onlar farkında
olmadan içlerinde kalan son vicdan kırıntılarını rahatsız ediyor. Sonra
ortaya böyle durumlar çıkarıyor. Sporda da yurdum hayvanı karşı tarafı
yendiklerinde nasıl da geçirdik, sittik onları... falan diyor. Hiç
unutmam yıllar yıllar evveldi bir haltercimiz üst üste bir çok altın
madalya kazanmıştı Hürriyet gazetesinde haberi verirken "silkmede"
yerine "sikmede ... kiloyla altın madalyanın sahibi oldu" yazıyordu. Bu
basit bir hata değil Lacanian dil sürçmesiydi.
9 Eylül 2014 Salı
VAR MI ÂLEMDE MANEND-İ NEF' î SÜHANVER
Başlık ne diyor? Dilerseniz önce başlığı izah edelim. Dünya'da Nef'î benzeri güzel söz söyleyen var mı, diyor. Güzel söz dedimse hani iltifat hoş söz gibi algılamayın, hemen. O sözler zehir zemberek olabilir ama öyle bir işlenmiş, öyle bir nakış gibi dokunmuştur ki Nef'î nin elinde... Şimdi onun dehâsına küçük bir örnek olması açısından bir şiirine bakalım. Yalnız Nef'î nin şiirinin tadına varabilmek için aydınlatılması gereken iki nokta var.
Birincisi: Şiirde yapılan sanat tevriye. Tevriye nedir? Tevriye iki anlamı olan bir sözcüğü iki anlamını sezdirecek, her iki anlamını da düşündürecek biçimde kullanmaktır. Örnek verecek olursak "Ben olayım, ben olayım. Koynundaki ben olayım." Burada ben hem güzelin koynundaki leke. Hem de kişi olarak "ben" ikisini de düşündürüyor.
İkincisi: "tahallüs etmek" kelimesi bu kelimenin iki anlamı vardır: Biri kurtulmak ya da meydana gelmek. Diğer anlamı ise şiirde mahlâs kullanmak.Birkaç Osmanlıca kelime daha var onları da açıklayalım.
Dâver: Âdil, insaflı ve doğru olan hükümdar, vezir veya hâkim.
Sad: Yüz (sayı)
Tahsin: Alkış
Bahsî şehre hâkim olur. Onun yaptığı işlerden memnun olmayan Nef’î, Bahsî’yi eleştiriken başka bir şair Nâdirî’ye de laf atar. Yalnız bunu müthiş bir tevriye ile yapar. Görelim, bakalım nasıl yapar:
Sana Bahsî Efendi sad tahsîn
Görmedim bir senin gibi dâver
Olalı şehre yine sen hâkim
Kahpelik Nâdirî tahallus eyler
Birincisi: Şiirde yapılan sanat tevriye. Tevriye nedir? Tevriye iki anlamı olan bir sözcüğü iki anlamını sezdirecek, her iki anlamını da düşündürecek biçimde kullanmaktır. Örnek verecek olursak "Ben olayım, ben olayım. Koynundaki ben olayım." Burada ben hem güzelin koynundaki leke. Hem de kişi olarak "ben" ikisini de düşündürüyor.
İkincisi: "tahallüs etmek" kelimesi bu kelimenin iki anlamı vardır: Biri kurtulmak ya da meydana gelmek. Diğer anlamı ise şiirde mahlâs kullanmak.Birkaç Osmanlıca kelime daha var onları da açıklayalım.
Dâver: Âdil, insaflı ve doğru olan hükümdar, vezir veya hâkim.
Sad: Yüz (sayı)
Tahsin: Alkış
Bahsî şehre hâkim olur. Onun yaptığı işlerden memnun olmayan Nef’î, Bahsî’yi eleştiriken başka bir şair Nâdirî’ye de laf atar. Yalnız bunu müthiş bir tevriye ile yapar. Görelim, bakalım nasıl yapar:
Sana Bahsî Efendi sad tahsîn
Görmedim bir senin gibi dâver
Olalı şehre yine sen hâkim
Kahpelik Nâdirî tahallus eyler
Etiketler:
divan şiiri,
Nef'î,
söz sanatları,
tevriye
CÖMERT ŞAİR
Biraz da eğlenelim değil mi? Hem eğlenelim hem öğrenelim. Timur, pek
çok kenti yakıp yıkmış Asya'yı hallaç pamuğu gibi atmıştı. Sibirya'da
-50 derecede dövüşen ordusu Hindistan'da +50 derecede dövüşmesini de
bilmiştir. Dört nala koşan atı durdurmadan ok atan süvari Moğol okçuları
ve filleriyle yıllarca tüm Asya'ya korku salan Timur, her ne kadar
Moğol imparatorluğunun başında bir komutan da olsa kendisi Türkmendi ki
bu yüzden "Han" değil de "Emir" ünvanını kullanmıştı. Hatta
Türkmen Alevisi Timur, Hüseyin'i öldürten ve Ehli beyt taraftarlarına
kan kusturan Yezit'in mezarını açtırmış kemiklerini yaktırmış, bununla
da kalmayıp Yezit'in pis naaşı kirletti diye Yezit'in mezarının
toprağını elli arşın derine kadar kazdırmış ve toprağı denize
döktürmüştü. Sivas'ı savaşmadan teslim ederlerse kan dökmeyeceğine söz
veren Timur Sivaslı askerleri diri diri toprağa gömdürerek sözünde
durmuştu. Her ne kadar zalim ve acımasız olsa da sanatçıları ve
bilimadamlarını koruyup kollamış, onları sofrasında ağırlamış ve onlarla
sohbetler etmişti.
Uzun etmeyelim İskender Pala Timur'un İranlı şair Hafız'la bir diyaloğundan bahsediyor biz de Üstad Pala'dan öğrendiğimizi nakledelim. Bir gün İranlı meşhur şair Hafız, Şirazlı bir Türk güzeline hayranlığını şiirle dile getirir, iyice coşup şöyle der:
"Be hâl-i hinduyeş bahşem Semerkand u Buhara"
([Ben o güzelin] bir siyah benine Semerkand ve Buhara'yı veririm)
Bunu duyan Timur, daha sonra şairle konuşurken der ki: "Biz Buhara ve Semerkand'ı almak için bu kadar Müslüman kanı döktük. Sen onu bir güzelin bir siyah benine bağışlıyorsun. Bu ne cömertlik böyle."
Şair ellerini iki yana açar fakir halini kastederek "İşte o yüzden bu haldeyim ya sultanım" der.
Timur:
-Şu cömert şaire iki kese altın verin der.
Uzun etmeyelim İskender Pala Timur'un İranlı şair Hafız'la bir diyaloğundan bahsediyor biz de Üstad Pala'dan öğrendiğimizi nakledelim. Bir gün İranlı meşhur şair Hafız, Şirazlı bir Türk güzeline hayranlığını şiirle dile getirir, iyice coşup şöyle der:
"Be hâl-i hinduyeş bahşem Semerkand u Buhara"
([Ben o güzelin] bir siyah benine Semerkand ve Buhara'yı veririm)
Bunu duyan Timur, daha sonra şairle konuşurken der ki: "Biz Buhara ve Semerkand'ı almak için bu kadar Müslüman kanı döktük. Sen onu bir güzelin bir siyah benine bağışlıyorsun. Bu ne cömertlik böyle."
Şair ellerini iki yana açar fakir halini kastederek "İşte o yüzden bu haldeyim ya sultanım" der.
Timur:
-Şu cömert şaire iki kese altın verin der.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)