14 Nisan 2016 Perşembe

TÜRKİYE SİZİNLE UTANÇ DUYUYOR




Yahu şu “önüne yatma, ardına yatma” tartışmasına girmeyeyim diyordum; ama lastik gibi uzattıkça uzattılar, artık iki çift laf söylemek bir şey bilen ve dürüst olan herkesin görevi oldu. Olayı zaten biliyorsunuz. Ensar Vakfı’nda 45 çocuk tecavüze uğruyor. Bazı kabile kafasına sahip olanlar bu olay kendilerinin dindar nesil fabrikalarında olduğu için kuruma en ufak bir ses çıkarmıyor. Bir çocuk tecavüze uğrasa bunu kuruma maletmeyebilirsiniz, ikinci çocukta yine bu durumu kuruma maletmeyelim diyebilirsiniz; amaa üçüncü bir çocuk tecavüze uğrarsa orda dur! Artık orda bunun sorumlusu kurumdur. Ulan insaf üç değil, beş değil, on değil, yirmi değil… Tam 45 çocuğa tecavüz ediliyor ve kurum horul horul uyuyorsa o kurumdan artık hayır gelmez, acilen kapatılmalı ve yöneticiler en ağır cezalara çarptırılmalıdır. Ancak bunu yapmak için asgari haysiyet sahibi olmak gerekir. Gerçi ben 45 çocuğa tecavüzden kurumun haberi olmadığına hiç de inanmıyorum, neden mi? Üç değil, beş değil, dile kolay 45 tecavüz hepsi de gizli kalıyor, bunlardan kurumun haberi olmuyor öyle mi? Buna inanacak kadar (aslında başka bir şey diyecektim ya “saf” diyeyim) saf olan var mıdır acaba? Ayrıca çocukların ailelerine şikayetçi olmamaları için para teklif ediliyor, bunu kabul etmeyenler tehdit ediliyor hâlâ mı bunun kurumla ilgisi yok?

Bu ortamda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, kalkıp diyor ki: “Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” tecavüze uğrayan çocuklar umrunda değil, amaç kurumu aklamak. Gelelim şimdi önüne yatmak meselesine…

17-25 Aralık rezaletinde ses kayıtları dökülüp saçılırken bir kayıtta Rıza Sarraf, hakkında herhangi bir soruşturma yapılıp yapılmadığını, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler'e soruyor. Güler de ona: “Abicim hiç sen o konuda sen rahat ol sen rahat ol... Vallahi böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya...” diyor. Şimdi Muammer Güler orda bunu derken ne anlamda diyor? Korumak anlamında, bir kişi birinin önüne yatarsa önüne yattığı kişiye kötülük yapmak isteyen önce yatanı çiğneyecektir. Yerde yatanı çiğnememek için onun hatrına diğer kişiye ilişilmez, önüne yatan kişi onu korumaktadır. Nitekim bu kayıt ortaya çıktığında da kimse Güler’in eşcinsel olduğunu ya da Güler ile Sarraf arasında cinsi anlamda ilişki olduğunu düşünmedi. İşte Kılıçdaroğlu da Güler’in bu sözüne gönderme yaptı. Dün hırsızın önüne yatıp, koruyanlar bugün de tecavüzcüleri koruyor anlamında şu sözleri sarf ediyor: "Vakıfları savunuyorlar. Çocuklara sahip çıkın, vakıflara değil. Valisi konuşmuyor, Milli Eğitim Bakanı konuşmuyor. Aile Bakanı birilerinin önüne yatmış durumda o zaten hiç konuşmuyor". Şimdi bunu tutup da cinselliğe çekmeye çalışmak için ya kafasında seksten başka bir şey olmayan biri olmak lazım ya da insanın IQ’sunun ayakkabı numarasına eşit olması lazım.

Bu söz bilerek ve isteyerek saptırıldı amaç ne? Amaç tabii ki bu olaydan bile mağduriyet devşirmek. Zaten daha önce 17-25 Aralık’ta soygunu, vurgunu, hırsızlığı yapanlar “Paralel yapı bize bakın ne yaptı” diyip mağduru oynamıştı. Şimdi de bu sözde cinsel ima var iddiasıyla çocuk tecavüzcülerini aklayanlar mağdur oluyor. Hani yani nerdeyse tecavüze uğrayan 45 çocuk mağdur değil ama çok ilginç bir şekilde tecavüzcüleri koruyan bakan mağdur. Ayrıca böyle bir skandal patladıysa bunun bir numaralı sorumlusu da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’dır ve bu rezaletin ardından bakanın yapması gereken istifa etmektir. Bunu ben demiyorum bunu kanun diyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın “En önemli görevi çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak sağlıklı gelişimini temin etmek üzere; ulusal politika ve stratejilerin belirlenmesini koordine etmek, çocuklara yönelik sosyal hizmet ve yardım faaliyetlerini yürütmek, bu alanda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktır.”  Bakan istifa etmedi hatta istifa etmesi gündeme bile gelmedi. Hatta bakanın istifasının istenmesi şöyle dursun AKP grup toplantısında  içeri giren Ramazanoğlu alkışlarla karşılandı bir de üstüne “Türkiye seninle gurur duyuyor!” sloganı atıldı. Hükümete bu kadar yakın bir kurumda 45 çocuğun tecavüze uğramasının ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı istifa etmiyorsa onunla gurur değil utanç duysanız iyi edersiniz.

Hiç yorum yok: