Aslında bu biraz gecikmiş bir yazı. Malum gündem çalkantılı önemli olaylar oluyor bize de yazmak düşüyor. Ekimde bir düğün olmuştu. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü görevini yürüten Murat Karakaya, Çiğdem Çiğnitaş ile evlendi. Şahitliğini Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in yaptığı nikahı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kıydı. Nikahta ilginç bir konuşma geçti. Arınç, şunları söyledi:
‘Genel müdür olarak ataması yapıldıktan sonra evli olup olmadığını ihtiyaten sordum, 'bekarım' deyince samimi olarak pişmanlığımı ifade ettim. 'Senin bekar olduğunu bilseydim seni genel müdür yapmazdım' dedim. Meclis Başkanlığım sırasında da gençlerin mutlaka evlenmesinin, güzel bir aile kurmasının çok önemli bir sorumluluk olacağı inancındaydım. O da söz verdi, ben de takip ettim. Çok şükür verdiği sözü çok güzel tuttu. Yine çok güzel bir ailenin, çok hanımefendi kızıyla nişanlandılar. Kısmet oldu istemeye gittim, nişanlarına da gittim, bugün de nikahlarına katıldım.’
Hani bir söz vardır: ‘Şecaat arz ederken merd i kıpti sirkatin söyler.’ derler. Yani Çingene marifet göstereyim derken hırsızlığını söyler. İşte Arınç da marifet göstereceğim derken burada kabahatini söylüyor. Bir insanın özel hayatına uçkuruna varana kadar müdahale ediyor. Sana ne o adamın özel hayatından, sana ne geceleri yatağında yanında bir kadınla ya da yalnız yattığından? Karakaya da ilginç bir tepki vermiş hani. Benim evli ya da bekar olmam beni ilgilendirir, diyeceğine evleneceğine dair söz vermiş. Demek Arınç bir göreve işini iyi yapan, akıllı, çalışkan ve bekar birini atamak yerine; iş bilmez, tembel, kör cahil bir evliyi atamayı tercih eder. 'Senin bekar olduğunu bilseydim seni genel müdür yapmazdım' sözü bunu gösteriyor. Hatta evliler arasında da ayrım yapıp karısı başörtülü olanı tercih ediyorlar. Bu derece ayrımcı, kayırmacı; bu derece ülkeyi eşe dosta dağıtan bir kafa yapısı görülmemiştir.
Zaten Arınç kafayı cinselliğe sekse takmış, hem de ne takmış aklında seksten başka şey yok, desek yeridir. İçki yasağıyla ilgili bir soruya: ‘Hayat içkiden, seksten ibaret değil.’ Diye yanıt vermesinden tut. İnternet yasaklarıyla ilgili konuşan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner için ‘Boyner ya da öyle düşünenler iktidara gelirse, porno sitelerini serbest bırakabilirler’ demesine kadar kafayı sekse takmış. Özgürlüğü pornodan ibaret zanneden, her mevzuda dönüp dolaşıp lafı sekse, uçkura getiren Arınç’a iyi bir tedavi şart. Zaten Boyner de Arınç’ın demecindeki bu inanılmaz sorumsuzluk ve seviyesizlik karşısında: ‘Sayın Arınç’ın bireysel özgürlükler ve özel hayatın sınırlandırılması konusundaki eleştiriler söz konusu olduğunda, bu konuyu doğrudan cinsel istismar, porno ve şiddet ile bağdaştırması sağlıksız düşünce yapısını ortaya çıkarmaktadır.’ diye çok doğru bir laf etmişti.
AKP’nin lider kadrosu kafayı hastalıklı bir şekilde cinselliğe takmış durumda Başbakan birkaç sene evvel Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın kollarına yönelik bir konuşma yapmış ve kadınlara en az üç çocuk doğurmalarını buyurmuştu. Bir sürü kadın da Erdoğan’ı avuçları patlarcasına alkışlamıştı. Kafasında birazcık akıl kırıntısı içinde zerre kadar onur bulunan bir kadın bilmem bu çirkin, kerih ve galiz konuşmayı alkışlar mı? Yazıklar olsun! Orada bir erkek sorumsuzca sizin bedeniniz üstünde hak iddia ederken siz güya kadınlar alkışlıyorsunuz. Rahat bırakın milletin uçkurunu, el alemin şeyi üzerinden siyasi rant sağlamak da ayıp tıpkı İslami motifleri kullanarak siyasi rant sağlamak gibi.
Akparti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akparti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Aralık 2011 Cumartesi
2 Ekim 2011 Pazar
SAHTE KELEBEKLER
Devletlü padişahımız Erdoğan’ın Sadrazamı Hazreti Bülent Arınç, Uludağ Üniversitesi’nde bir açılış konuşması yapmış. 13 öğrenci “AKP, üniversiteyi, ülkeyi, sokağı özgür bırak” pankartı açmış. Ve 13 öğrenci polis tarafından gözaltına alınmış. Arınç konuşmasına başlarken slogan atmak isteyen 3 kişi de üniversitenin özel güvenlik görevlileri ve sivil polisler tarafından gözaltına alınıyor. Aslında bu yapılanlar hukuka aykırı, protestocu salon dışına çıkarılır tamam ama; gözaltına alınması hukuki değildir. Gerçi vatandaşların anayasayla koruma altına alınmış yürüyüş, protesto haklarını kullandıkları için anayasaya ve evrensel hukuka aykırı bir şekilde yaka paça gözaltına alınmaları, dayak yemeleri zaten AKP ile başlamadı. Bu devlet geleneğimizde var. Ama AKP bu konuda rekor kırdı. Hiçbir siyasi parti bu derece tiranlaşıp muhalefet üzerinde böyle terör estirmedi. Öğrenciler gene gözaltına alındı. Buraya kadar anormal bir şey yok, alışkınız. Her şey normal, pekiyi anormal olan ne?
Anormal olan şu ki Arınç tam bir sevgi pıtırcığı gibi konuştu: “Bunları doğal buluyorum ve üzülmüyorum. Eleştiri yapılması doğal… Herkes hakkını arayabilir… Herkes herkesi beğenmek zorunda değil. Herkesin tavrını ortaya koyması normal.” Aman ne hoş ne güzel… İyi de Arınç bu milleti salak yerine koymaya senin ne hakkın var? Madem protesto gösterisi normal, madem bunu doğal karşılıyorsun neden onları gözaltına alan polislere “Bırakın onları şikayetçi değilim.” demiyorsun? Daha ne kadar gözümüzün içine baka baka salak yerine konulacağız. Eğer senin karşıt fikirlere tahammülün olsa, içinde zerre kadar insan sevgisi olsa Arınç, bu samimiyetsiz ve boş sözleri söyleyeceğine onların gözaltına alınmalarına engel olurdun. O cıvıl cıvıl rengarenk kanatlarını çırpan bir sevgi kelebeği görünümüne bürünüp, sevgi pıtırcığı tavırlarınla gözlerimizi yaşartacağına gözaltına alınmalarına engel olsaydın ya güzel kelebek.
Biz zaten Arınç’ın vatandaşlara saygısını daha evvelden de gördük. “Seçimden sonra uğramazsınız ama” diyen bir çiftçiye “Öyle bilmem nerelerden çıkar gibi laf etme. Ben senin gibi yalancı somun pehlivanı değilim.” demişti. Artık Arınç somun pehlivanı mıdır, pide pehlivanı mıdır orasını bilmem ama şunu bilirim “Bilmem nereden çıkar gibi” deyiminin sansürsüz hali şudur: “yırtık dondan fırlar gibi”. Yani Arınç kendisini eleştiren bir çiftçiyi erekte olmuş penise benzetiyor. Bu, değil bir devlet adamının sıradan biri bile olsa yaşlı başlı birinin ağzına ne kadar yakışıyor takdiri size bırakıyorum. Arınç bir başka zaman da bir gazetecinin sorusuna “Ulan şeyini şey ettiğimin şeyi…” diyerek de seviyesini ve terbiyesini ortaya koymuştu. Bunlar ilk aklıma gelenler tabii, Arınç’ın yaptığı türlü güzelliklerin tamamını saymaya kalksam sitenin database'i yetmez.
Sadrazam bunları yaparken kimden feyiz alıyor acaba? Tabii ki Devletlu Hazreti Erdoğan’dan hani şu “Anamız ağladı.” diyen çiftçiye gayet rahat bir şekilde “Ananı al.” Diyen Erdoğan’dan bahsediyorum. Erdoğan bir mitingde siyasi rakiplerine çatarken “Dahasını da söylerdim de terbiyem müsait değil.” diyordu. Fazla zorlamayın Erdoğan bu millet sizin hakkınızda yeteri kadar fikir sahibi. Hiç kendinizi yormanıza gerek yok. Bir ara küçükken babamın önünde ağzımdan bir küfür çıkmıştı, o da ana avrat küfrü değil, kimseye “ananı al” falan dememiştim normal bir küfürdü ama “Ulan terbiyesiz!” diye bağıran babamın sert tokadı suratımda patlayınca öğrendim ki ananın babanın önünde küfredilmez, hele anaya babaya hiç küfredilmez! Neyse son olarak şunu diyeyim “dahasını söylemeye terbiyenizin müsait olmaması” çok güzel bir şey Erdoğan. En azından bazı şeyleri söylemeye hâlâ terbiyeniz müsait değilmiş. Bu da güzel bir şey.
Anormal olan şu ki Arınç tam bir sevgi pıtırcığı gibi konuştu: “Bunları doğal buluyorum ve üzülmüyorum. Eleştiri yapılması doğal… Herkes hakkını arayabilir… Herkes herkesi beğenmek zorunda değil. Herkesin tavrını ortaya koyması normal.” Aman ne hoş ne güzel… İyi de Arınç bu milleti salak yerine koymaya senin ne hakkın var? Madem protesto gösterisi normal, madem bunu doğal karşılıyorsun neden onları gözaltına alan polislere “Bırakın onları şikayetçi değilim.” demiyorsun? Daha ne kadar gözümüzün içine baka baka salak yerine konulacağız. Eğer senin karşıt fikirlere tahammülün olsa, içinde zerre kadar insan sevgisi olsa Arınç, bu samimiyetsiz ve boş sözleri söyleyeceğine onların gözaltına alınmalarına engel olurdun. O cıvıl cıvıl rengarenk kanatlarını çırpan bir sevgi kelebeği görünümüne bürünüp, sevgi pıtırcığı tavırlarınla gözlerimizi yaşartacağına gözaltına alınmalarına engel olsaydın ya güzel kelebek.
Biz zaten Arınç’ın vatandaşlara saygısını daha evvelden de gördük. “Seçimden sonra uğramazsınız ama” diyen bir çiftçiye “Öyle bilmem nerelerden çıkar gibi laf etme. Ben senin gibi yalancı somun pehlivanı değilim.” demişti. Artık Arınç somun pehlivanı mıdır, pide pehlivanı mıdır orasını bilmem ama şunu bilirim “Bilmem nereden çıkar gibi” deyiminin sansürsüz hali şudur: “yırtık dondan fırlar gibi”. Yani Arınç kendisini eleştiren bir çiftçiyi erekte olmuş penise benzetiyor. Bu, değil bir devlet adamının sıradan biri bile olsa yaşlı başlı birinin ağzına ne kadar yakışıyor takdiri size bırakıyorum. Arınç bir başka zaman da bir gazetecinin sorusuna “Ulan şeyini şey ettiğimin şeyi…” diyerek de seviyesini ve terbiyesini ortaya koymuştu. Bunlar ilk aklıma gelenler tabii, Arınç’ın yaptığı türlü güzelliklerin tamamını saymaya kalksam sitenin database'i yetmez.
Sadrazam bunları yaparken kimden feyiz alıyor acaba? Tabii ki Devletlu Hazreti Erdoğan’dan hani şu “Anamız ağladı.” diyen çiftçiye gayet rahat bir şekilde “Ananı al.” Diyen Erdoğan’dan bahsediyorum. Erdoğan bir mitingde siyasi rakiplerine çatarken “Dahasını da söylerdim de terbiyem müsait değil.” diyordu. Fazla zorlamayın Erdoğan bu millet sizin hakkınızda yeteri kadar fikir sahibi. Hiç kendinizi yormanıza gerek yok. Bir ara küçükken babamın önünde ağzımdan bir küfür çıkmıştı, o da ana avrat küfrü değil, kimseye “ananı al” falan dememiştim normal bir küfürdü ama “Ulan terbiyesiz!” diye bağıran babamın sert tokadı suratımda patlayınca öğrendim ki ananın babanın önünde küfredilmez, hele anaya babaya hiç küfredilmez! Neyse son olarak şunu diyeyim “dahasını söylemeye terbiyenizin müsait olmaması” çok güzel bir şey Erdoğan. En azından bazı şeyleri söylemeye hâlâ terbiyeniz müsait değilmiş. Bu da güzel bir şey.
Etiketler:
AKP,
Akparti,
Bülent Arınç,
Recep Tayyip Erdoğan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)