Kobane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kobane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2014 Pazar

Dünya İnsan Halkarı Haftası



İnsan hakları konusunda teori dersen bazıları harika, ama pratikte... Demokrasi nutukları çok güzel çekiliyor ama şiddet mazur görülüyor. İnsanlar acılarını adeta yarıştırıyor: “Sen pis herif sen Kobane’ye üzüldün ama Sincan’daki katliama üzülmedin!”  “Aşağılık senii, pis faşist; hep Doğu Türkistan’a ağıt yaktın biraz da Rojava’ya ağıt yak!” “Ulan yezidin tohumları, ümmet kan ağlıyor. Sizin yaptığınıza bak, oturun biraz da Filistin için ağlayınsana!” Takım mı tutuyorsunuz ey güzel insanlar, nedir bu holiganlık?
Belki de tüm dünyada bu kan, bu tarz bir düşünce yüzünden akıyor. Belki de önce teoride hepimizin bildiği bir şeyi içselleştirmemiz lazım. Kürt, Türk, Arap, Çerkez, Rum, Ermeni, Japon... ne fark eder? Tekrar sorayım: Ne fark eder? Hepsi insan değil mi? Teorik olarak hepimiz bunu bilsek de kaçımız buna uygun davranıyor ve yaşıyor? Olaylar hazin, olaylar acıklı… Gülünecek gibi değil ama bir yandan da komik bir durum yaşanıyor… İnsanlar acılarını yarıştırırken, gözümüzü bilmem kaç kilometre uzağa dikmiş “vah vaah” derken, burnumuzun dibindeki katliamları, yanı başımızdaki vahşeti görmüyoruz. Elbette insan her yerde insan, elbette dünyanın öbür ucunda bile olsa insanların yaşadıklarına kayıtsız kalmamalı ama bunu yaparken sanki kendi yaşadığımız coğrafyayı unuttuk. Unutmayalım burda da kötü bir durum yaşanıyor; insanlar şiddet görüyor işkence, tecavüz, ölümler tam gaz… Türkiye herhangi başka bir devletle savaşmıyor ama insan hakları ihlalleri, ölümler, işkence ve tecavüzler Doğu Türkistan’dan, Kobane’den, Filistin’den pek de geri kalmıyor akan kanlar durmuyor… Bunlar kayıtlara geçebilen diyor asıl rakamın bu haberdekilerin de üstünde olduğunu hatırlatıyorum. Unutmadan eğer halen kutlayabilecek mecalimiz kaldıysa Dünya İnsan Halkarı Haftası’nı kutlarım!

http://t24.com.tr/haber/turkiyenin-insan-haklari-karnesi-2-bin-kisi-hak-ihlali-sonucu-yasamini-yitirdi-1018-kisi-iskence-gordu,280020

11 Ekim 2014 Cumartesi

ŞİMDİ SIRASI MI? EVET, ŞİMDİ TAM SIRASI!




Bazı arkadaşlar "Şimdi bunu konuşmanın sırası mı?" diyor. Evet şimdi bunu konuşmanın tam da sırası, evet bunu asıl şimdi konuşmalıyız. Bahçeli ve Demirtaş pek iyi anlaşamaz, farklı tellerden çalarlar ama Erdoğan’ı ayakta alkışlamak konusunda ikisi ortak payda da buluşmuştu. Birbiriyle bir türlü anlaşamayan bu ikili bir tek bu konuda anlaşmıştı ne diyeyim ki… Aferin! İkisine de diyecek başka bir laf bulamıyorum.

Bahçeli zaten Gezi protestolarında onlarca vatan evladı ölürken AKP'nin yanında saf tutup ne kadar vatanperver olduğunu göstermişti. İşçiler saatlerce en güvensiz koşullarda çalıştırılıp posaları çıkarılırken ve bir tek kazada 665 vatan evladı birden ölürken MHP ve Bahçeli ne kadar vatansever olduklarını zaten göstermişti. O yüzden benim Bahçeli'ye bir diyeceğim yok. O Erdoğan'ı ayakta da alkışlasa takla atarak da alkışlasa fazla sorun etmem. Çünkü adamın zaten ne olduğu belli Bahçeli en azından net neyse o. Başka bir şeymiş gibi görünmeye çabalamıyor. 

Korkarım ki aynı şeyi Erdoğan’ı ayakta alkışlayan bir başkası için söyleyemeyeceğim. Evet Demirtaş’tan bahsediyorum. Devekuşuna demişler ki “Haydi uç”. Devekuşu: “Ben deveyim deve uçar mı hiç?” demiş. “O zaman gel şu yükü taşı” demişler. Devekuşu bu sefer “Ben kuşum kuşun sırtına yük vurulur mu?” demiş. Önce Gezi protestolarında meydanları dolduran milyonlara “ırkçı, darbeci” diyen sonra kalkıp cumhurbaşkanlığı seçimine adaylığını koyduğunda gezi sevdası kabaran hatta kurbanlardan birinin mahkemesine giden, bundan ayrıca Berkin’in annesini alkışlatan Demirtaş sen deve misin kuş musun? Senin istediğin adaya oy vermediler diye bir şehir halkına toptan hain diyen “Dersim ihanetini unutmayacağız.” Diye Alevilere nefret kusan, HDP’yi Hüda Kaya gibi Alevi düşmanı yobaz mahlukatlarla dolduran Demirtaş… Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyduğun sırada Alevi kanaat önderleriyle görüşüp “Alevi toplumunun demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesine sunduğu katkılardan dolayı teşekkür” eden sen Demirtaş deve misin Kuş musun? Sana oy vermediler diye Alevileri hiç utanmadan hain ilan eden Demirtaş kalktın bu sefer “Alevilerin vereceği her karar benim açımdan değerlidir” dedin Allah rızası için Demirtaş söyle sen deve misin kuş musun? 17 Aralık’ta deveyi hamuduyla götüren hırsızların avukatlığını yapan Demirtaş sen deve misin kuş musun?

Sen Erdoğan’ı alkışlarken İŞİD’e tırlarla yardım gitmiyor muydu? Gidiyordu! 17 Aralık’ta sen AKP’yi canla başla savundun. Yolsuzluk hırsızlık soruşturmalarına “darbe” dedin. Sonra da cumhurbaşkanlığına aday olunca kalkıp “Bir Cumhurbaşkanı düşünün bağlamadan başka bir şey çalmıyor” dedin. Sen burda neyi ima ettin? Peki madem Erdoğan’ın çaldığını düşünüyordun. Neden ona her türlü desteği verdin? Neden hırsızlık soruşturması yapanların yaptığına “darbe” dedin? Allah aşkına söyle Demirtaş sen deve misin kuş musun? Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde sana “satılık” demişti sen onu birkaç gün sonra ayakta alkışladın. Şimdi ben bundan neyi anlamalıyım Demirtaş? Erdoğan doğru mu söyledi?

İşte Türkiye alev alev yanıyor! İşte Kobane alev alev yanıyor! İşte birilerinin sayesinde morg saymanına döndük gece gündüz ceset sayıyoruz: “Bugün üç kişi daha ölmüş, dün beş kişi daha ölmüş. Ölü sayısı 24, yok yok otuz oldu. Dur la 38 olmuş…” Ulan yeter mezarlık baykuşuna döndük. Allah cezanızı versin! Bunun bir numaralı sorumlusu İŞİD’e yardım gönderenlerse iki numaralı sorumlusu da onları canla başla savunup ayakta alkışlayanlardır! İşte şimdi anladınız mı Demirtaş’a neden kızgın olduğumu? Şimdi anladınız mı Erdoğan’ı ayakta alkışladığında neden öfkelendiğimi? Allah’ınız aşkına bir kez de takım tutar gibi holiganca bakmayın. Bir kez olsun acaba bu adam doğruyu mu söyledi diye düşünün şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu sorun: “Bu yazıyı yazan adam, doğru mu söylüyor yalan mı söylüyor?”