Avrupa Birliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Birliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2014 Pazar

GÖT KILI OLMAK NEDİR?




         Geçen yıl müthiş bir olay yaşanmıştı. Yaşlı bir teyzemiz aslında kendisi de farkında olmadan bize Türkiye’deki siyaset tarihini, siyaset felsefesini aydınlatacak bir şeyler dedi geçen yıl. Mikrofon kendisine uzatılınca teyzemizin “Ben Erduğan’ın ..tünün gılıyım” demesi Türkiye’deki seçmen ruhunu, oy kullanan insanların büyük çoğunluğunu çok güzel tarif ediyordu. Çok ciddiyim hiçbir Siyasal Bilgiler profösörü, hiçbir filozof, bilinçsiz ve ne olursa olsun aynı partiye oy veren laftan, sözden anlamaz kesimi bu kadar güzel tarif edemezdi.

         Bizler belki de adam yerine konulmamaya layık bir halkız. Neden mi biz kendimizi insan yerine koymuyoruz da ondan. Gönüllü bir şekilde can ata ata birilerinin götündeki kıl oluyoruz. Mesele kişi değil. Mesele kimin götünün kılı olunduğu değil, mesele gayet mutlu bir şekilde, bilerek ve isteyerek göt kılı olmaktır. İster Erduğan’ın, ister Atatürk’ün, ister Demirtaş’ın, ister Lenin’in olsun birilerinin götündeki kıl olmak çok acıklı bir durumdur. Çünkü birinin götündeki kıl olmak, insanlığından vazgeçmektir; birilerinin götündeki kıl olmak, onurunu şeref ve haysiyetini yitirmektir. Birinin götündeki kıl olmak, düşünmemektir. Birinin götündeki kıl olmak hırsızlığı, cinayeti, rüşveti, pezevenkliği görse bile hırsızın, katilin, rüşvetçinin, pezevengin arkasından gitmektir. Birey olmak, insan olmak ise ilkelerinin peşinden gitmektir. İnsan olabilmişseniz eğer bir siyasi parti hırsızlık yapıyorsa ve partinin başındaki kişi hırsızları kolluyorsa daha önce o partiye oy atmış bile olsanız bu tutumdan vazgeçer, o partinin ahlaksızlıklarına karşı çıkarsınız. Ama siz tutup da “Olsun canım o çalsa da helal olsun. Başkası çalmasın da o çalsın.” diyorsanız iflah olmaz bir göt kılı olmuşsunuzdur. Başka bir örnek vermek gerekirse bir siyasi parti liderinin yüzlerce kişiyi ölüme sürüklediğini görüp onun karizmasını çizdirmemek amacıyla onun katilliğini konuşmayıp da konuşana da “Sen ölüm üzerinden siyaset yapıyorsun.” derseniz iyi bir göt kılı olduğunuz ayan beyan ortadadır. Hem de bir katilin götünün kılısınızdır. Bakın somut konuşayım … korteji altında yürüyüşlere katılmış ve …’ye oy vermiş biri olarak ben asla ne parti liderinin ne de partiden başka birinin ya da partinin götünün kılı olmadım. Eğer Soma’daki katliam sırasında … iktidar olsaydı yine aynen şimdiki gibi en başta ben kıyameti koparırdım. Çünkü insan için “katil”, “hırsız”, “pezevenk” vardır oysa bir göt kılı için “benim katilim - onun katili”, “benim hırsızım – onun hırsızı”, “benim pezevengim – onun pezevengi” vardır. Bir insan ölen kişinin, aç kalan kişinin mezhebinden ırkından önce o kişinin öldüğünü ve aç kaldığını düşünür oysa bir göt kılı o insanların acısına değil de mezhebine, kavmine vs. bakar.

         Ortadoğu nice göt kılları yetiştirmiştir. Tarlaya bakınca hani onbinlerce buğday başağı görürsün ya… İşte eskilerin “Bereketli Hilal” dediği bu Ortadoğu’nun göt kılları konusundaki bereketi tartışılmazdır. Koskoca bir göt tarla olmuş da üzerinde onbinlerce buğday başağı değil, onbinlerce kıl bitmiş adeta. Göt kılları Ortadoğu’daki çapsız, iğrenç, insana değer verilmeyen iklimin, pislik dolu siyasetin sorumlusudur. Ne diyeyim onların göt kılı olmasından çıkarı olanlar utansın. Hırsızlığı kim yaparsa yapsın hırsız aşağılıktır. Katliamı kim yaparsa yapsın katil aşağılıktır ama bir göt kılı hırsızdan da katilden de daha aşağılıktır. Çünkü hırsızı ve katili başımıza bela edenler onun göt kıllarıdır.

27 Ocak 2014 Pazartesi

HAŞHAŞİLER, İNİNiZE GİRECEĞİZ, SİNSİ VİRÜSLER!

Toplum olarak biraz balık hafızalıyız. Arada sırada belleğimizi tazelemekte fayda var. Biraz geriye gidelim şöyle Mart 2012’ye Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'nun (TUSKON) 4. Olağan Genel Kurulu dolayısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bakalım Cemaat’e ne demiş: “Siz, arkanıza karanlık güç odaklarını almadınız. Siz arkanıza mafyayı, çeteleri, cuntaları almadınız. Siz, arkanıza Galata bankerlerini almadınız. Siz arkanıza hazineyi, siz arkanıza kamu bankalarının kaynaklarını almadınız. Siz ideolojiyle yürümediniz. Siz dayatmalara, baskılara, engellere boyun eğmediniz. Siz arkanıza sadece ve sadece milleti aldınız. Siz, arkanıza milleti aldığınız için, milletle yürüdüğünüz için büyüksünüz ve bu ülkeyi büyütüyorsunuz.” Pekiyi Başbakan şimdi Cemaat’e ne diyor? Daha düne kadar yere göğe sığdıramadığı muhattabını adeta “hayvan” yerine koyuyor ve “Devlette paralel bir yapı olamaz, paralel bir yapı kurmak isteyenler, devletin kurumları içerisine sinenler şunu bilesiniz ki istediğiniz kadar oralara yerleşin, ininize gireceğiz, ininize, didik didik edeceğiz ve devletin içindeki bu örgütleri teşhir edeceğiz. Bugüne kadar çetelerle nasıl mücadele ettiysek, uluslararası merkezlerin taşeronu örgütleriyle de aynı şekilde mücadele edeceğiz.” Sadece “in”de yaşayan “hayvan” yerine koymuyor aynı zamanda Hizmet’e “çete” diyor. Bir iddiası da var Erdoğan’ın ( ki Erdoğan geçmişte defalarca kez iddiasını ispatlayamayanın “şerefsiz” olduğunu söylemişti) Erdoğan Hizmet Hareketi’nin “uluslararası kirli odakların maşası” olduğunu iddia ediyor. Erdoğan iddiasını ispatlamayan kişilerin “şerefsiz” olduğunu üstüne bastıra bastıra defalarca kez söylemiştir, bu yüzden Erdoğan’ın bu iddiasını en kısa zamanda ispatlayacağına kuşkum yok. “Uluslararası kirli odakların elinde oyuncak olmuş, maşa olmuş bir örgüt, adeta efsunladığı mensuplarını kendi ülkeleri aleyhine yönlendiriyor.” sözü Erdoğan’a ait. Dahası var Erdoğan düne kadar öve öve bitiremediği hareketin “kokuşmuş, çürümüş” olduğunu hatta “sinsi bir virüs” olduğunu söylemekte. Diyor ki Başbakanımız: “Nasıl bir takiyenin, nasıl bir kokuşmuşluğun, çürümüşlüğün hüküm sürdüğü ortaya çıkacak. Virüs vücuda girmiş, sinsi bir şekilde yerleşmiş, çoğalmış, bir anda vücudu esir almak üzere harekete geçiyor.” Bu da yetmiyor Erdoğan 11 yıl boyunca kendi iktidarında devlet kadrolarına yerleştirilen Hizmet taraftarlarını “Haşhaşiler denilen gözü dönmüş bir gizli örgüte” benzetiyor. E o zaman sormazlar mı adama 11 yıldır aklın nerdeydi, diye? Sormazlar mı adama 17 Aralık’taki operasyon olmadan bunları neden söylemiyordun, diye?Yahu 2012’ de 10 yıldır iktidarda olan sen bu adamlara güzellemeler yazıyordun. Hatta geçenlerde 17 Aralık operasyonundan çok kısa bir süre önce “Cemaat ne istedi de geri çevirdik” diyen kimdi? Bu söz “devletin içine yuvalanan gözü dönmüş Haşhaşileri” kimin oralara yerleştirdiğini ya da en azından yerleşmesine ses çıkarmadığını göstermiyor mu? Erdoğan bas bas bağırıyor, etrafa hakaretler yağdırarak ağzını bozarak herkesi susturmaya sindirmeye çalışıyor. Her türlü hakareti söylüyor ama şunu söyleyemiyor normal yollardan kazanılmış 4,5 milyon dolar ayakkabı kutularının içine saklanır mı? Muammer Güler’in oğlu madem masum polis onu takip ettiğinde neden korkup babasını arıyor? Babası neden “oğlum suçsuz, masum… o para sattığı evin parasıdır” demek için bir hafta bekliyor? Ve Allah aşkına bir değil, iki değil bilmemkaç tane çelik kasanın normal bir evde ne işi var? İnternete düşen ses kayıtları da ne öyle birilerinin orayı burayı rahat rahat talan etmesi için sit alanıyla, imar yasasıyla oynanmak istenmesi masum bir şey mi? Sürekli nefret propagandası yapıp hakaret etmeyi bırak da bunları bir açıkla önce.