Muhammed'e göre kadının tek değeri erkeği hoşnut etmesidir. Erkeğin gönlünü hoş tutmaktan başka kadının hiçbir amacı yaşam nedeni değeri yoktur.
Fasil : SOHBET BÖLÜMÜ
Konu : Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : "Ey Allah`ın Resulü!" dendi, "hangi kadın daha hayırlıdır?" "Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi.
HadisNo : 3298
Fasil : SOHBET BÖLÜMÜ
Konu : Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları
Ravi : Ümmü Seleme
Hadis :Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer."
HadisNo : 3294
Kadının arzusu isteyip istememesi hiç önemli değildir, kadın kocası çağırdığı an koşa koşa yatağa girmedilir
Fasıl : ORUÇ BÖLÜMÜ
Konu : İftarda Ta`cil
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "kadın, kocası varken izin almadan (nafile) oruç tutmasın." (Ebu Davud`un rivayetinde, "Ramazan dışında" ziyadesi vardır.)
HadisNo : 3203
Öyle ya hadi adamın canı çekti. Olmaaz.
Fasil : SOHBET BÖLÜMÜ
Konu : Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis :Bir başka rivayette: "kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lanetler" denmiştir.
HadisNo : 3297
Erkek kadını isterse boşuyor. Bir kısıtlaması yok. Ama kadın erkekle eşit keyfilikte davranırsa sonsuza dek cehennemlik oluyor
Kadın erkeğin tapulu malıdır kocası ölse bile kadının evlenmeyip çocuklara bakması gerekir ki o kadın çok değerli olsun. Gerçi Muhammed Hatice öldükten sonra uçanı kaçanı nikahına almıştı ama o kadın değildi ne de olsa.
Fasil : BİRR (EBEVEYNE İYİLİK) BÖLÜMÜ
Konu : Evlad Ve Akrabalara İyilik
Ravi : Avf İbnu Malik el-Eşcal
Hadis : Hz. Peygamber (sav): "Ben ve yanakları kararmış kadın kıyamet günü şu iki şey gibi yan yanayız. - Hadisi rivayet eden Yezid İbnu Zürey, baş ve orta parmaklarıyla işaret yaptı - O kadın ki, mevkii, makamı bulunan kocasından dul kalmıştır, (maddi imkanlarından başka) neseb ve güzelliği yerindedir. Bütün bunlara rağmen (evlenmez) ve yetimler büyüyünceye veya ölünceye kadar kendini onlara hasreder." (Hadiste geçen "yanakları kararmış kadın" tabiriyle Hz. Peygamber (sav) yetimlerim büyütmek gayesiyle süslenmeyi ve rahat yaşamayı terkeden, çektiği sıkıntılar sebebiyle cildi kararan dul kadını ifade buyurmuştur)
HadisNo : 174
Fasıl : TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ
Konu : Talak Hakkında Müteferrik Hükümler
Ravi : Sevban
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hangi kadın (çok ciddî) bir gerek yokken kocasına boşanma talebinde bulunursa, bilsin ki, cennetin kokusu kendisine haramdır."
HadisNo : 4083
Muhammed yürüyen ferc gibi görür. Kadın cinsel bir objeden öte değildir. Şeytan müminleri kadınla azdırır kadın erkekleri ayartır. Bu tarz bir bakışı olmasa "kadın"ı "şeytanın oltası"na benzetir mi?
Fasil : MEV`İZELER BÖLÜMÜ
Konu : Mev`izeler Hakkında
Ravi : Huzeyfe
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hamr (sarhoş edici içki), günahın her çeşidinin kaynağıdır. kadın, şeytanın oltasıdır, dünya seugisi her çeşit hatanın başıdır." [Rezin tahriç etmiştir.]
HadisNo : 5373
Fasil : SOHBET BÖLÜMÜ
Konu : Kadına Bakma Hakkında
Ravi : İbnu Mes`ud
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "kadın avrettir, dışarı çıktı mı şeytan ona muttali olur."
HadisNo: 3443
Câbir lbn Abdullah anlatıyor:
- "Peygamber bir kadın gördü; hemen Zeyneb'e gitti. Ki Zeyneb o sırada bir derisini ovup işliyordu. Peygamber hemen cinsel ihtiyacını gördü. Sonra arkadaşlarının yanına çıktı. Ve şöyle konuştu:
- Kadın, şeytan biçiminde çıkar karşıya. Ve yine şeytan biçiminde dönüp gider. Bu nedenle sizden herhangi biriniz bir kadın gördü mü, hemen karısına gidip onunla yatsın. Çünkü bu (cinsel ilişki), o kişinin içindekini (kabaran şehvetini) söndürür."
(Bkz. Müslim, e's- Sahih, Kitabu'n-Nikâh/9-10, hadis no: 1403; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n-Nikâh/44, hadis no: 2151; Tirmizî, Sünen, Kitab'r-Rıdâ'/9, hadis no: 1158.)
Muhammed biraz kendine torpil geçmiş mehirsiz karı almak vb. şeklinde zaten bunlar bilinir ama biraz tuhaf bir çifte standart var. Bir kadın Muhammed'in yanında def çalıp şarkı söyleyebilir ama başka bir erkek bir kadına bakamaz bile
Fasıl : NEZİR (ADAK) BÖLÜMÜ
Konu : Taate Yönelik Nezir
Ravi : Amr İbnu Şuayb an Ebihi an Ceddihi
Hadis : Bir kadın (gelerek): "Ey Allah`ın Resulü! Ben senin yanibaşında def çalmaya nezrettim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Nezrini yerine getir!" buyurdular.
HadisNo : 5741
Fasıl : HACC VE UMRE BÖLÜMÜ
Konu : Haccda Niyabet
Ravi : İbnu Abbas
Hadis :Fadl İbnu Abbas (ra), Resulullah (sav)`ın terkisinde idi. Has`ame`den bir kadın birşeyler sormak istiyordu. Fadl, kadına, kadın da Fadl`a bakmaya başladı. Resulullah (sav) eliyle Fadl`ın başını öbür istikamete çevirdi. kadın: "Ey Allah`ın Resulü, Allah`ın kullarına yazdığı hacc farızası yaşlı ve ihtiyar babama ulaştı. Ancak o, bineğin üzerinde durabilecek halde bile değil. Ben ona bedel hacc yapabilir miyim?" dedi. Resulullah (sav): "Evet." dedi. Bu hadise, Veda Haccında cereyan etti.
HadisNo : 1553
Muhammed'e göre sokağa çıkarken koku sürünen kadın o...pudur.
Fasıl : ZİNET BÖLÜMÜ
Konu : Koku Ve Yağ
Ravi : Ebu Musa
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her göz zanidir. Şurası muhakkak ki, kadın koku sürünür, sonra da (erkek) cemaate uğrarsa o da zaniyedir."
HadisNo : 2145
Kadın tecavüze de uğrarsa suçludur tahrik etmeyin tecavüz etmesinler kardeşim hem tecavüze uğrayan kadın hak etmiştir
Fasıl : HUDUD BÖLÜMÜ
Konu : Zina Haddi
Ravi : İbnu Abbas
Hadis : Hz. Ömer (ra)`e, zina yapmış olan deli bir kadın getirildi. (Recm edilip edilemeyeceği hususunda) halkla istişare ederek recmedilmesine hükmetti. kadına Hz. Ali (ra) uğradı. (Hazırlığı görünce): "Bunun hali nedir?" diye sordu. Kendisine: "Falanca kabileden deli bir kadındır, zina yapmıştır. Hz. Ömer (ra), recmedilmesine hükmetmiştir" dediler. Hz. Ali (ra): "kadını geri götürün!" dedi, sonra Hz. Ömer`e uğrayıp: "Ey müzminlerin emiri! Bilirsin ki, Resulullah (sav): "Kalem üç kişiden kaldırılmıştır (artık onlar yaptıklarından sorumlu değildirler): Buluğa erinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, şifa buluncaya kadar bunamıştan." Bu biçare kadın falanca kabilenin bunağıdır. Ona tecavüz eden, muhakkak ki akli noksanlığı sırasında tecavüz etmiştir" dedi. HadisNo : 1597
Bu rezillik değil mi? Tecavüz edilen bir mağduru öldürmeye kalkışmak alçakça değil mi?
Resulullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resulullah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Mart 2009 Cumartesi
27 Şubat 2009 Cuma
İSLAM'DA RECM
İslam ülkelerinde bugün recm uygulanan bir cezadır ve bu onların kendi kafalarına göre uyguladıkları keyfi bir şey değildir elbette ki İslam ülkeleri Muhammed'in kurduğu dinin hükümlerine göre davranmaktadır.
Bakın İslamiyet'in en muteber kaynaklarından Müslim'de ne buluyoruz, bakalım Ömer caminin minberinde ne söylemiş:
"Cenab-ı Allah Muhammed (s.a.s)'i hak ile göndermiş ve O'na Kitab'ı indirmiştir. Recm ayeti de O'na indirilen ayetlerden idi. Biz bu ayeti okuduk, ezberledik ve anladık. Resulullah (s.a.s) recmi uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık". Korkarım, zaman geçince birileri çıkıp "Biz Allah'ın kitabında recmi bulamıyoruz" der ve Allah'ın indirdiği bir farzı terkederek sapıklığa düşerler. Şüphesiz recm, Allah'ın kitabında, evli olmak, şahit, gebelik veya ikrar bulunmak şartıyla, zina eden kimse aleyhine bir haktır" (Müslim, Hudûd, 15).
Yani recmi emreden ayet varmış ama Kuran ağaç kabuğu, taş, tahta, deve kemiği, deri gibi şeylerin üzerine yazıldığı için bu ayet kaybolmuş sonra bunlar toplandığında recm ayeti yazılı olarak bulunamamış bu yüzden de eklenmemiş ama Ömer de dahil bir çok sahabi böyle bir ayetin varlığından söz ediyor. Gördüğünüz gibi Ömer "Resulullah (s.a.s) recmi uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık." diyor ve buna hiç kimse itiraz etmiyor.
Bu ayet ezberinde ama yazılı olarak bulunamamış. Bunun üzerine şunu söylüyor Ömer: "Eğer insanlar, Ömer Allah'ın Kitabına ilave yaptı demeyecek olsalar, "ihtiyar erkekle ihtiyar kadın zina ettikleri..." ifadesini Mushaf'ın haşiyesine yazardım" (es-Serahsî, el-Mebsût, Beyrut 1398/1978, IX, 37).
Burada ihtiyar'ın "yaşlı" anlamında olduğunu sanmıyorum. 20 yaşında biri zina ederse recm uygulanmaz da 60 yaşında biri zina ederse recm mi uygulanır? Tabii ki öyle değil. Burada ihtiyar "aklı başında" (deli olmayan) anlamında. Hani nasıl irade dışını "gayrı ihtiyari" diye tarif ediyoruz işte bu ordaki ihtiyar. Burada küçük bir çeviri hatası var. İhtiyar yerine aklı başında denmesi daha doğru olurdu ama İslamcılar kaynakları çarpıttığımı iddia etmesin diye ben de ihtiyar yazdım.
İşte Ömer ve sahabeler de şu an benim davranışımdaki neden gibi Kuran'a ezberlerinde olan bu ayeti eklememişler. Peki Muhammed recm uygulattı mı? Elbette İslami kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre halifenin bu şekilde konuşması bile yeterli ama yine de en güvenilir kaynaklara bir bakalım.
Ebû Hureyre ile Zeyd b. Halid el-Cühenî (r.anhumâ)'dan nakledildiğine göre, zina eden kadının kocası ile, zina eden işçinin babası Resulullah (s.a.s)'e başvurarak bu konuda "Allah'ın kitabı" ile hüküm vermesini istemişlerdir. Işçinin babası şöyle dedi:"Benim oğlum bu adamın yanında işçi idi. Onun hanımı ile zina etti. Bana, oğlum için recm gerektiği haber verildi. Ancak ben onun adına yüz koyunla bir cariye fidye verdim. Bu arada bilenlere danıştım, (oğlum bekâr olduğu için) ona yüz değnekle bir yıl sürgün cezası, bunun karısına ise recm cezası gerektiğini haber verdiler". Bunun üzerine, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, aranızda Allah'ın kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar geri verilecek. Oğluna yüz değnekle bir yıl sürgün gerek. Ey Üneys, sen de bu adamın karısına git. Eğer zinasını itiraf ederse, onu recmet". Üneys kadına gitmiş ve kadın suçunu itiraf etmiş, Hz. Peygamber'in emri üzerine de recmedilmiştir (Müslim, Hudûd, 25; Buhârî, Hudûd III, 38, 46, Vekâlet,13)
Buyrun işte hem Buhari'de hem de Müslim'de bu hadis var.
Bir hadis daha:
Mâiz b. Mâlik, Hz. Peygamber'e gelerek "Beni temizle" dedi. Hz. peygamber "Yazık sana, çık git, Allah'a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. Mâiz, pek uzaklaşmadan geri döndü ve "Ey Allah'ın Resulu! Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber aynı sözlerle üç defa daha geri gönderdi. Dördüncü ikrarında "Seni hangi konuda temizleyeyim?" diye sordu. Mâiz; "Zinadan" dedi. Hz. Peygamber "Bunda akıl hastalığı var mıdır?" diye sordu. Böyle bir rahatsızlığı olmadığını söylediler. "Şarap içmiş olabilir mi?" diye sordu. Bir adam kalkıp içki kontrolü yaptı. Onda şarap kokusu tesbit edemedi. Hz. Peygamber tekrar "sen zina ettin mi?" diye sordu. Mâiz "Evet" cevabını verdi. Artık emir buyurdular ve Mâiz recmedildi. Recimden sonra onun hakkında sahabiler iki kısma ayrıldılar. Bir bölümü Mâiz'in helâk olduğunu, başka bir grup ise onun en faziletli tövbeyi yaptığını söylediler. Bu farklı yaklaşım üç gün sürdü. Daha sonra yanlarına gelen Resulullah (s.a.s) "Mâiz b. Mâlik için dua edin" buyurdu. "Allah Mâiz'e mağfiret eylesin" dediler. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Mâiz öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılırsa onlara yeterdi" (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, VII, 95,109; ez-Zeylaî, Nasbu'r-Râye, III, 314 vd.)
Yine bu hadisin de Müslim gibi muteber bir kaynakta geçtiğine dikkatinizi çekerim. Aynı zamanda Muhammed'in "Bunda akıl hastalığı var mıdır?" sorusu da kayıp Kuran ayetindeki "ihtiyar" kelimesindeki çeviri hatasını gösteriyor.Bu kelime "aklına malik" diye çevrilseydi o zaman doğru olurdu. Ne yazık ki İslamcılar ve ilahiyatçıların bilgili olanları konuyu eşelememek için cahil olanları bilinçsizlikten bu işin üstüne düşmüyor ve hatayı düzeltmek de doğru düzgün Arapça bile bilmeyen bir Ateiste düşüyor. Herhalde dine yaptığım bu hizmetlerden dolayı İslamcılar yakında bir ödül verecektir.
Bakın İslamiyet'in en muteber kaynaklarından Müslim'de ne buluyoruz, bakalım Ömer caminin minberinde ne söylemiş:
"Cenab-ı Allah Muhammed (s.a.s)'i hak ile göndermiş ve O'na Kitab'ı indirmiştir. Recm ayeti de O'na indirilen ayetlerden idi. Biz bu ayeti okuduk, ezberledik ve anladık. Resulullah (s.a.s) recmi uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık". Korkarım, zaman geçince birileri çıkıp "Biz Allah'ın kitabında recmi bulamıyoruz" der ve Allah'ın indirdiği bir farzı terkederek sapıklığa düşerler. Şüphesiz recm, Allah'ın kitabında, evli olmak, şahit, gebelik veya ikrar bulunmak şartıyla, zina eden kimse aleyhine bir haktır" (Müslim, Hudûd, 15).
Yani recmi emreden ayet varmış ama Kuran ağaç kabuğu, taş, tahta, deve kemiği, deri gibi şeylerin üzerine yazıldığı için bu ayet kaybolmuş sonra bunlar toplandığında recm ayeti yazılı olarak bulunamamış bu yüzden de eklenmemiş ama Ömer de dahil bir çok sahabi böyle bir ayetin varlığından söz ediyor. Gördüğünüz gibi Ömer "Resulullah (s.a.s) recmi uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık." diyor ve buna hiç kimse itiraz etmiyor.
Bu ayet ezberinde ama yazılı olarak bulunamamış. Bunun üzerine şunu söylüyor Ömer: "Eğer insanlar, Ömer Allah'ın Kitabına ilave yaptı demeyecek olsalar, "ihtiyar erkekle ihtiyar kadın zina ettikleri..." ifadesini Mushaf'ın haşiyesine yazardım" (es-Serahsî, el-Mebsût, Beyrut 1398/1978, IX, 37).
Burada ihtiyar'ın "yaşlı" anlamında olduğunu sanmıyorum. 20 yaşında biri zina ederse recm uygulanmaz da 60 yaşında biri zina ederse recm mi uygulanır? Tabii ki öyle değil. Burada ihtiyar "aklı başında" (deli olmayan) anlamında. Hani nasıl irade dışını "gayrı ihtiyari" diye tarif ediyoruz işte bu ordaki ihtiyar. Burada küçük bir çeviri hatası var. İhtiyar yerine aklı başında denmesi daha doğru olurdu ama İslamcılar kaynakları çarpıttığımı iddia etmesin diye ben de ihtiyar yazdım.
İşte Ömer ve sahabeler de şu an benim davranışımdaki neden gibi Kuran'a ezberlerinde olan bu ayeti eklememişler. Peki Muhammed recm uygulattı mı? Elbette İslami kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre halifenin bu şekilde konuşması bile yeterli ama yine de en güvenilir kaynaklara bir bakalım.
Ebû Hureyre ile Zeyd b. Halid el-Cühenî (r.anhumâ)'dan nakledildiğine göre, zina eden kadının kocası ile, zina eden işçinin babası Resulullah (s.a.s)'e başvurarak bu konuda "Allah'ın kitabı" ile hüküm vermesini istemişlerdir. Işçinin babası şöyle dedi:"Benim oğlum bu adamın yanında işçi idi. Onun hanımı ile zina etti. Bana, oğlum için recm gerektiği haber verildi. Ancak ben onun adına yüz koyunla bir cariye fidye verdim. Bu arada bilenlere danıştım, (oğlum bekâr olduğu için) ona yüz değnekle bir yıl sürgün cezası, bunun karısına ise recm cezası gerektiğini haber verdiler". Bunun üzerine, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, aranızda Allah'ın kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar geri verilecek. Oğluna yüz değnekle bir yıl sürgün gerek. Ey Üneys, sen de bu adamın karısına git. Eğer zinasını itiraf ederse, onu recmet". Üneys kadına gitmiş ve kadın suçunu itiraf etmiş, Hz. Peygamber'in emri üzerine de recmedilmiştir (Müslim, Hudûd, 25; Buhârî, Hudûd III, 38, 46, Vekâlet,13)
Buyrun işte hem Buhari'de hem de Müslim'de bu hadis var.
Bir hadis daha:
Mâiz b. Mâlik, Hz. Peygamber'e gelerek "Beni temizle" dedi. Hz. peygamber "Yazık sana, çık git, Allah'a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. Mâiz, pek uzaklaşmadan geri döndü ve "Ey Allah'ın Resulu! Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber aynı sözlerle üç defa daha geri gönderdi. Dördüncü ikrarında "Seni hangi konuda temizleyeyim?" diye sordu. Mâiz; "Zinadan" dedi. Hz. Peygamber "Bunda akıl hastalığı var mıdır?" diye sordu. Böyle bir rahatsızlığı olmadığını söylediler. "Şarap içmiş olabilir mi?" diye sordu. Bir adam kalkıp içki kontrolü yaptı. Onda şarap kokusu tesbit edemedi. Hz. Peygamber tekrar "sen zina ettin mi?" diye sordu. Mâiz "Evet" cevabını verdi. Artık emir buyurdular ve Mâiz recmedildi. Recimden sonra onun hakkında sahabiler iki kısma ayrıldılar. Bir bölümü Mâiz'in helâk olduğunu, başka bir grup ise onun en faziletli tövbeyi yaptığını söylediler. Bu farklı yaklaşım üç gün sürdü. Daha sonra yanlarına gelen Resulullah (s.a.s) "Mâiz b. Mâlik için dua edin" buyurdu. "Allah Mâiz'e mağfiret eylesin" dediler. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Mâiz öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılırsa onlara yeterdi" (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, VII, 95,109; ez-Zeylaî, Nasbu'r-Râye, III, 314 vd.)
Yine bu hadisin de Müslim gibi muteber bir kaynakta geçtiğine dikkatinizi çekerim. Aynı zamanda Muhammed'in "Bunda akıl hastalığı var mıdır?" sorusu da kayıp Kuran ayetindeki "ihtiyar" kelimesindeki çeviri hatasını gösteriyor.Bu kelime "aklına malik" diye çevrilseydi o zaman doğru olurdu. Ne yazık ki İslamcılar ve ilahiyatçıların bilgili olanları konuyu eşelememek için cahil olanları bilinçsizlikten bu işin üstüne düşmüyor ve hatayı düzeltmek de doğru düzgün Arapça bile bilmeyen bir Ateiste düşüyor. Herhalde dine yaptığım bu hizmetlerden dolayı İslamcılar yakında bir ödül verecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)