15 Temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2017 Çarşamba

TÜRKİYE’DE ÖTEKİ ( ALEVİ, EŞCİNSEL, ATEİST, FEMİNİST… VS.) OLMAK YASAKTIR!




Türkiye’de siyasi iktidarın kafasında canlandırdığı ideal vatandaş profilinin dışına çıkmak yasak. Evet, bildiğin yasak. Türkiye’de eşcinsel olmak, Alevi olmak, sol görüşlere sahip olmak, AKP’yi sevmemek, Hristiyan olmak, Ateist olmak, mini etek giymek yasak. Kanunlarımızda “gay ya da lezbiyen olmak yasaktır” yahut “Alevilik yasaktır” şeklinde bir ibare yok. Ama zaten böyle bir şeye gerek de yok. Böyle bir kanun hükmü olmadan da bâzı şeyleri yasaklayabilirsiniz. AKP 2002’de iktidara gelirken bol bol özgürlük vaat etti. ( Gerçi öğretmenlikte KPSS’yi kaldırmayı, atanamayan öğretmen saçmalığına bir son vermeyi de vaat etti, çay ve simit hesabı yapan Erdoğan insanımızın asgari geçim şartlarını iyleştirmeyi de vaat etti. Bunlardan kaçını gerçekleştirdi orası tartışılır ama bunlar vaat edildi. ) Ama geçen zaman içinde görüldü ki AKP’nin özgürlükten anladığı doğayı talan etme özgürlüğü, ağaç kesme özgürlüğü, sağa sola çirkin ve devasa beton yığını AVM’ler dikme özgürlüğü, mülakatlarla getirilen torpil özgürlüğü ve Erdoğan’ın sağa sola küfretme özgürlüğü ( “adi, şerefsiz, ananı al, sinsi virüs, alçak, edepsiz, cibiliyeti bozuk…” bugüne değin hiçbir cumhurbaşkanının ağzından çıkmış laflar değil) bunun dışında pek bir özgürlük getirdiklerine şahit olamadık.
            Gelelim yasaklara… Eşcinsel olmak yasak, dedim. Bu sene Onur Yürüğyüşü’ne izin verilmemesi dururken eşcinselliğin yasak olup olmadığını tartışmak aslında abesle iştigal. Yine de bir soralım:  Eşcinsel bir insan sevgilisiyle bir yerlerde buluşup el ele gezebiliyor mu, sevdiği kişiyle evlenebiliyor mu, cinsel kimliğini gizlemeden bırak memurluğu, herhangi bir iş bulabiliyor mu? Giyim kuşamı ve tavırları nedeniyle başkasının yaşam tarzını kendine dert edinmiş bir sığır tarafından taciz edilme ve hatta öldürülme riski altında mı, değil mi? Trans ve travesti cinayetleri var mı yok mu? Bu durum karşısında devlet eşcinselleri korumak için caydırıcı cezalar uyguluyor mu? Kürtaj, giyim kuşam, dükkan tabelaları, çocuk sayısı, alkollü içki tüketimi hatta ve hatta vatandaşın kondom kullanıp kullanmamasına, doğum kontrol hapı alıp almamasına kadar  üstüne vazife olan olmayan her konuda konuşan bir kamu görevlisi çıkıp da “ Eşcinsellere saldırmayın, onlar da insan evladıdır; yazıktır ” diye bir şey söylüyor mu? O halde şimdi bir kere daha düşünelim Türkiye’de eşcinsel olmak yasak mı değil mi?
            Türkiye’de Alevi olmak da yasak. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, tüzüğünde cemevlerini “ibadet yeri" olarak nitelendiren ifadeler nedeniyle Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında kapatma davası açmıştı. Dernek kapatıldı. Bir cemevi yaptırma derneğini kapatmak aslında Aleviliği yasaklamaktır. Çünkü cemevi olmazsa cem ayinleri de olmaz. Cemevi yaptırma derneğini kapatmak aslında Alevilerin cem yapmasını önlemektir yani Aleviliği yasaklamaktır.[1] Zaten Alevilerin cem yapmasını önlemek için akla hayale gelmedik kepazelikler yaşanıyor. Bir süre önce Alevi bir vekilin TBMM’de cemevi için önerge verilmesi üzerine AKP “Alevilik, ayrı din değil.” Gerekçesiyle cemevine karşı çıktı. Oysa senden cemevi isteniyor ayrı ya da değil bunun konuyla alakası yok, hem Aleviler dururken bu saptama sana düşmemiş.[2] Bundan başka Sivas katliamının sanıkları tahliye olunca en yetkili ağızlardan “Vatana millete hayırlı olsun”[3] sözlerini duymak tüylerimizi diken diken etti. Otel yakanların avukatları milletvekili yapılarak ödüllendirildi.[4] Dahası aynı yetkili ağız Aleviler için: “Bunların Hazreti Ali ile alakaları yok” ve “Alevilerin sorunları Kürtlerden fazladır söylemi doğru değil. Onların sesleri fazla çıkıyor” sözlerini de sarf etti.[5] Devletin en yetkili ağızları Aleviler için böyle hasımane davranıp Alevileri adeta hedef olarak gösterir ve Alevi katillerinin avukatlarını ödüllendirirse, Alevilere cem yaptırmamak ve cemevi açtırmamak için canla başla zorluklar çıkarılırsa aklı başında olan herkes aslında Aleviliğin yasak olduğunu anlayacaktır.
            Sanırım anlatmak istediğim anlaşıldı. Bu aralar en yasak olan yasak da malum Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2016'da Cumhurbaşkanına ve devletin organlarına karşı hakaret suçlamasından 46 binden fazla işlem yapıldı. 12-15 yaş arası 102 çocuk, 15-18 yaş arası 138 çocuk işlem yapılan kişiler arasında bulunuyor. Allah’tan bu rakamları vermek yasak değil. ( O da şimdilik )


[1] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/232728/_Cemevi_ibadethane_degildir_.html#
[2] http://www.gazetevatan.com/aygun--diyanet-in-fetvalari-alevileri-ilgilendirmez-463683-gundem/
[3] http://t24.com.tr/haber/basbakan-sivas-davasindaki-zaman-asimina-hayirli-olsun-dedi,199225
[4] http://odatv.com/sivasin-katilleri-akpnin-bakanlari-0207131200.html
[5] http://www.radikal.com.tr/politika/erdogan-alevilik-din-degil-ali-ile-alakalari-yok-1122494/

9 Ağustos 2016 Salı

BİR ACAYİP DEMOKRASİ

15 Temmuz’da ve sonrasında sokaklara akan kitleyi harekete geçiren şey “demokrasi aşkı” değil “Tayyip aşkı”ydı. Darbe olması değil, darbenin Erdoğan’a karşı olması önemliydi ve bu grup darbe Erdoğan’a karşı yapılıyor diye sokaklara döküldü. Eğer gerçekten demokrasiyi çok sevselerdi Başbakan’ın Cumhurbaşkanı’nın isteğiyle değiştirilmesine sesleri çıkardı ya da Erdoğan’ın kaçak sarayı için mahkemeye”Gücünüz yetiyorsa yıkın” demesine ya da 12 Eylül artığı YÖK’e, 12 Eylül’ün dayatması olan zorunlu din dersine ya da darbenin artığı % 10 barajına… Ayrıca AKP de darbeci olmasa 14 yıldır bu darbe artığı uygulamaları kaldırırdı. Her neyse, yığınla şey var. Şimdi saymaya kalksam saatler sürer. 

Ama önce şu konu netleşsin: Demek istediğim evet darbeye karşı çıktılar, sokaklarda bağırıp çağırıp bayrak salladılar ama bunu demokrat oldukları için değil kendi çıkarları için yaptılar. Bunların çoğu işsiz güçsüz, AKP’den ranttan beslenen insanlar. Amaçları liderlerini ve dolayısıyla da kendi çıkarlarını savunmak. Bundan başka bir şey değil. Ha çıkmışlar, darbe olmamış iyi olmuş, kötü olmuş… Orası ayrı ama etkisiz hale getirilmiş erleri döverek öldüren, şeriat isteyen, idam isteyen, Adana’da “Laikler için yaşasın cehennem!” sloganı atan, hele hele bazı illerimizde kilise taşlayan, Alevi mahallesine saldıran bu yığınların demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Bu insanlara demokrat demek için ya iğrenç bir yalancı olmak ya da çok aşırı derecede saf olmak lazım. (Aslında “saf” değil başka bir şey diyecektim; ama hakaret olarak anlaşılabilir. Benimse hakaret kastım yok o yüzden “saf” diyorum)


İşin çok çok ilginç bir başka kısmı ise aylardır kalabalıklarda orda burda bombalar patlıyordu, insanlar ölüyordu. Bu (güya) demokrasi nöbetlerinde ise o kalabalığa rağmen, o kadar gün sürmesine rağmen bir patlama oldu mu? Olmadı. Demek ki neymiş? İstenirse tedbir alınıyormuş, istenirse bu olaylar yaşanmıyor, önlenebiliyormuş. O halde şu artık mokunu çıkardığınız demokrasi nöbetlerinden sonra da bomba patlamasın lütfen. 


Osmaniye’de Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak konuşurken darbeye çok kızan demokrasi aşığı, duyarlı sevgi pıtırcıkları, “İdam isteröööz!” diye hönkürmüş. Kaynak da: “Milletin canına, varlığına, istiklaline ve istikbaline kastetmiş o teröristlerin evet hakkı idamdır” demiş. Hani kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan derler ya… Yahu insanları bu şekilde kandırmayı daha düne kadar can ciğer kuzu sarması olduğunuz Gülen Cemaati mi öğretti size? Diyelim ki yasa değişikliği yaptınız idamı geri getirdiniz, 15 Temmuz’da bu kalkışmayı yapanları yine asamazsınız çünkü onların suçu işlediği tarihte yasalarda idam cezası yok ve hukukta suçlu aleyhine olan değişikliklerde yasa geriye işlemez. Bunu, meydanları doldurup idam isteyen halk bilmese de siyasetçilerimiz çok çok iyi bilir. Halkı kandırmayın, eğer milli iradeye çok değer veriyorsanız eğer halka çok saygılıysanız insanlara sanki darbecileri asabilecekmişsiniz gibi yalan söylemeyin. 


Bir başka garabet onbinlerce insan tutuklanıyor, azlediliyor, görevden uzaklaştırılıyorken… Cemaate her istediğini veren, bu yasa dışı terörist yapılanmaya yardım ve yataklık ettiğini itiraf edenlerin tutuklanmaması. Cemaatin kandırdığı, iyi niyetinin kurbanı olan onbinlerce insanın ne günahı var? Bırakın onları da Allah affetsin niye azlediliyor, tutuklanıyorlar ki? Onlar çok iyi niyetliler, cemaat onları kandırdıysa bu onların suçu mu?


Sahi yıllardır cemaat devlete sızarken iktidarda kim vardı? Kim onlara yardımcı oldu da darbe yapacak bu gücü verdi? Bu darbede suçun ancak ve ancak % 50’si cemaatindi, suçun % 50’si de onlara her türlü güç ve avantajı sağlayan, devletin her kademesinde cemaat kadrolaşmasına yardım eden, onları darbe yapacak konuma getiren AKP’nindir. Şimdi kendi yarattıkları bu Frankenstein’ın yaptıkları yüzünden ağlayıp sızlanmaya hakları yok.


Askeriyeyi orduyu da iyice itibarsızlaştırıp, rezil kepaze ettiniz sonunda. Ucuz kahramanlar gidiyor kışlanın önüne belediye otobüsünü, iş makinesini, kamyonu park ediyor güya asker çıkmasın diye. Yahu askerin çıkmaya niyeti varsa sadece tek bir tankı ne iş makinesi durdurabilir ne en babasından kamyonet. Hatta tanka da gerek yok asker bir bomba sallasın araçlara tamam. Gerçekten o araçları kışlanın girişine koyduğu için darbeyi durdurduğunu düşünen birinin ayakkabı numarasıyla IQ seviyesi birbirine eşittir.


Erdoğan daha iki üç gün öncesine kadar “darbeci, adi, terbiyesiz herif, sapık, Kandil’le işbirliği yapıyor, paralel yapıyla işbirliği yapıyor…” dediği Kılıçdaroğlu’nu tutmuş mitinge çağırıyor. Yahu ayıptır ayıp. Eğer Kılıçdaroğlu gerçekten “adi, sapık, darbeci” ise gerçekten PKK ile ya da Gülen Cemaati ile işbirliği yapıyorsa çağırmayacaksın yok yapmıyorsa o zaman bu suçlamalarda bulunmayacaksın. Haa ama olur da seni kandırdılarsa. Birileri beni kandırdı, çok safım falan diyorsan yani zaman öyle düşünüyordum ama yanılmışım, diyorsan da önce kalkıp Kılıçdaroğlu’ndan özür dileyeceksin. Ayrıca sürekli kandırılıyorsan da istifa edeceksin sana gelen geçen herkese kan da ülkeyi mahvet diye verilmedi o makam.


Erdoğan’ın olduğu her mitingde Erdoğan Kılıçdaroğlu diyince amigonun biri yuuh işaretini verir ve meydandakiler “Yuuuuh!” diye bağırır. Bu sefer ortak yaptıkları mitingde de sunuculuk görevi yapan adam “Kılıçdaroğlu” diyince meydanı dolduran robotlaşmış AKP seçmeni yılların alışkanlığıyla otomatik olarak “Yuuuuh!” diye bağırdı. Sunucu da “Sakın… Bugün kardeşlik günü” dedi. Yani bugün yok, başka zaman yine yuhalarsın gibi oldu. Yuhalamasına değil de o gün orada yuhalanmasına bir karşı çıkıştı, aman ne güzel.


Kimi Kılıçdaroğlu’na mitinge gitti diye ateş püskürülüyor, kimi ise gitmesi gerekti, doğru yaptı diyor. Garibim Kılıçdaroğlu da ne yapsa yaranamıyor. CHP ve MHP’yi çağırmak da tam bir şark kurnazlığı yani. AKP çağırıyor Kılıçdaroğlu, gitse AKP’ye arka çıkmış olacak, gitmese darbeci olacak. İki ucu b*klu değnek diye buna derler. Türkiye öyle tuhaf bir durumda ki 14 yıldır berbat giden hiçbir şeyin sorumluluğunu üzerine almayan bir iktidar var. Her zaman işler kötüye gidince iktidar bundan dolayı suçlanırdı (ki olması gereken de budur) ama şimdi her şeyin suçlusu ülkeyi yönetenler değil de muhalefet. Toplum olarak tuhaf bir hummaya tutulmuş gibiyiz. Bunun detayları ise başka bir yazının konusu.