Malatya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Malatya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2014 Cumartesi

İŞTE YÜZLERCE ÖLÜ, KİMMİŞ İSRAİL DÖLÜ?




        İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin derlediği verilere göre bu yılın ilk altı ayında en az 978 işçi, 'önlenebilir' iş kazalarında yaşamını yitirdi. Bununla beraber İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin Soma’daki ölü sayısını 301 olarak verdiğini (AFAD daha kurtarma çalışmaları sürerken ölü sayısı 433 diye tweet atıp hemen ardından tweeti silmişti) halbuki 500’den fazla işçinin öldüğünü hatırlatayım. Yani bunlar aslında iş kazalarını olduğundan az gösteren rakamlar. Ama biz yine de doğru kabul edelim. Şunu dehşetle görüyoruz ki altı ayda 1000 civarında insanımızı işverenlerin kâr hırsı nedeniyle toprağa verdik. Bu cinayetlerin üstünü örtmek, kayıpların içimizi yakmaması için iş kazasında ölen işçilere “şehit” deniliyor. Şehit kelimesinin anlamına tdk sözlükten bakıyorum: “Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse” yazıyor. Yani işverenlerin para kazanma hırsı “kutsal” bir şey. Yani bu işçilere “şehit” payesi verenler aslında işverenlerin açgözlülüğünü kutsuyorlar. Hiçbir ciddi yaptırımın olmaması hatta olaylardan EN AZ İŞVEREN KADAR SORUMLU OLAN Başbakan’ın omuz silkip bu katliam gibi kazalara “kader” demesi yeni işçi katliamlarına davetiye çıkarmaktadır.
Neden Almanya, İngiltere, Şili gibi ülkelerin işçileri için kader olmayan bu iş kazaları bizim işçimiz için kader? Bırak İngiltere ve Almanya gibi ülkeleri pek çok insanın haritada yerini bulmakta zorlanacağı Zambiya ve Zimbabve gibi Afrika ülkelerinde bile madenlerde yaşam odası kanunen zorunlu. Burda da yaşam odalarının kanunî zorunluluk olması için 10 Temmuz’da CHP tarafından bir  girişim yapıldı. 10 Temmuz’da CHP’lilerin yaşam odalarının zorunlu olması için verdiği önerge AKP’li vekillerin oylarıyla reddedildi. Dahası Faruk Çelik bu düzenlemenin “gereksiz” olduğunu söyledi. Yani işçilerin ölmemesi için alınacak bir tedbir gerekli değil. Ölsünler canım, ne de olsa bu işin fıtratında ölüm var. Ha intihar etmişsin ha madende çalışmışsın değil mi?
Şimdi olayın burdan sonrasını bir İsrail’i savunma olarak görmeyin İsrail suçludur elleriiiinden kan damlamaktadır; ama bizim kendi içimizde en az İsrail kadar suçlu, en az İsrail kadar kana susamış, masum işçilerin kanına doymayan bir yapı var. Bunu anlatmaya çalışacağım, hem de bu yapı kendini İsrail’den farklı gören İsrail’e esip gürleyen bir yapı.
Bildiğiniz gibi üç gün önce Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) üyesi bir grup, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını protesto etti. Protestoya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın büyük kızı Esra Albayrak da katıldı. Bu protestolar yapılırken henüz ölü sayısı 200’dü. Esra Hanım bir soru sormak istiyorum cevap verip vermemekte özgürsünüz. Henüz babanız cumhurbaşkanlığına daylığını koymadan önce böyle bir protestoya katılmak neden aklınıza gelmiyordu, diye bir şeyi sormayacağım. Şunu soracağım: Soma’da ölen iki katı fazla sayıdaki işçi için de bir protestoya katılmayı düşündünüz mü hiç? Van minutçu Başbakan da esip gürlüyor, yahu bunda esip gürleyecek ne var ölüm savaşın fıtratında var, de geç. Ya da Filistinli masum insanların ölümüne de “kader” de geç. Kendi topraklarında iktidara geldiğinden bu yana binlerce işçinin iş kazalarında ölmesi karşısında “kader” de. Mısır’da ölen için ağla, İsrail’de ölen için atıp tut. Bu kadar insancılsan aha burnunun dibinde insanlar ölüyor, onlar için bir şeyler yap. Öyle çıkıp da İsrail’e van minüt diyip dayılanmakla olmaz bu işler. Sen tut askerî ticarî hiçbir anlaşmayı askıya alma, dahası Türkiye’nin, İsrail’in OECD üyeliği için yıllardır devam eden vetosunu kaldır, dahası Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda da İsrail’i kolla. Henüz AKP’ye katılmadan önce Numan Kurtulmuş, İsrail’in OECD üyeliği karşısında AKP Hükümeti tarafından kaldırılan vetonun İsrail’in kazandığı en büyük diplomatik zafer olduğuna dikkat çekmişti. Bakalım geçmişte Kurtulmuş ne demiş: “BM'nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nda, İsrail'in nükleer kapasitesi var mı yok mu diye oylama yapıldı. Ne yazık ki Türk delegasyonu orada çekimser kaldı. Hani One Minute'ti. 'Dur bakalım, senin nükleer silahların var' desene. Bunu diyemedi. İsrail'in bilinen 30 binin üzerinde nükleer silahları var. Böyle bir konuda çekimser kalmak ben dünya siyasetinde yokum demektir. Türkiye yokum dedi. İsrail yanlısı karar verdi. 9 ayda dilimde tüy bitti, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında, Türkiye İrsail'in OECD üyeliğini onayladı. Yapmayın dedim. Veto ettiğimiz takdirde İsrail'in üye olması mümkün değil. İsrail 1967 savaşlarından beri en büyük diplomatik zaferini Türkiye sayesinde kazandı." Ek olarak şunu da belirteyim bu iki olay da Erdoğan’ın “van minıt show”un dan sonra yaşandı. Yani Albayrak’a tavsiyem İsrail’i protesto edecekse önce gitsin de babasına bir iki çift laf söylesin. Korkma sen onun öz möz kızısın. Bizi dövdürdüğü, coplattığı, biber gazına boğduğu gibi muamele etmez sana.
         Bunları bırakalım ABD Savunma Dergisi olarak bilinen Defense News’in İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemini test ettiğini bu testler sonucunda sistemin Türkiye’de bulunan Kürecik Radar Üssü ile entegre halde çalıştığını yazdı. Daha bitmedi Kürecik’teki üste İsrailli askerler de görev yapıyor. Sen tut İsrail’in katliamlarına hem ortak ol hem de millete göstermelik esip gürle.  
        Buradan şunu da söyleyeyim İsrail komşusundaki insanları öldürüyor bu elbette utanmaz ve hayasızca bir davranış. Diğer taraftan İsrail’le işbirliği içerisinde olanlar da kendi vatandaşlarını öldürüyor. Yurt dışında İsrail’in Filistinlileri öldürmesine izin verenler yurt içinde de işverenlerin işçileri katletmesine göz yumuyor. İşte yüzlerce ölü, kimmiş İsrail dölü?
       

1 Ağustos 2012 Çarşamba

MALATYA’DA YAŞANAN REZALETİN FAİLLERİ ANKARA’DADIR!

Malatya’da yaşanan rezaleti duymayan kalmadı. Biz yine de olayı anlatalım: Malatya’nın Sürgü beldesinde  ramazan davulcusuna evde hastaları olduğu için evin önünde davul çalmaması yönünde bir uyarıda bulunan Alevi ailenin başına neler geldi… Tekbir haykırışları, İstiklal Marşı ve “Sürgü Alevilere mezar olacak” “Sivas’taki gibi sizi yakacağız” “Kızılbaş p*çler” gibi hayvani homurtular eşliğinde onlarca kuduz, evi taş yağmuruna tuttu ve camı çerçeveyi indirdiler. Yetmedi evi yakmaya kalktılar ev yanmadı ama ailenin ahırı yandı. Bu kontrolden çıkmış güruhtan gözaltına alınan olmadı, şu ana değin bir soruşturma da açılmadı.
Kudurmuş bir güruh evi taşlıyor, camları kıran koca taşlar evin içine giriyor, aynen Sivas’taki gibi insanlar diri diri yakılmaya kalkışılıyor ve sıkı durun olay yeri tutanağında yaşananlar adam öldürmeye teşebbüs değil de “mala zarar verme” olarak değerlendiriliyor. Çünkü bu devlette Alevi öldürmek suç değil. 50-60 kişilik güruh evi taş yağmuruna tutuyor, evi yakmaya kalkıyor ve Arınç bunun için “büyütüldüğü kadar vahim bir olay değil” diyor. Malatya Valisi olayda büyütülecek bir şey olmadığını söylüyor. Belde’nin AKP’li Belediye Başkanı aileye: “Burayı terk edin.” diyor. Yani mülki amirler saldırıya uğrayan vatandaşları değil onlara saldıranları kolluyor ve belediye başkanının yaptığı gibi aileyi kovarak adeta bu saldırıya ortak oluyor. Bir kişi bile çıkıp da bu olay kabul edilemez alçak ve faşist bir saldırıdır, demiyor.
Sanırım bu alçakların kimden cesaret aldığını siz de tahmin ediyorsunuz ama ben yine birkaç küçük hatırlatma yapayım. Şu an başbakan olan zat belediye başkanıyken gecenin saat üçünde Karacaahmet Cemevi’ni yıkmak için belediyenin dozerlerini yollamıştı. Aynı kişi “Cemevi cümbüş evi” diyerek milyonlarca Alevi vatandaşımızın inancıyla alay etmişti. Kendisi ve partisinden bazı isimler defalarca kez Alevlere hitaben “Ali’yi sevmek Alevilikse ben senden daha Alevi’yim” demişti. Ekibi ve kendisi Alevilerin taleplerine ve AİHM’nin kararına rağmen Alevilere Sünni inancını dayatan zorunlu din eğitimini kaldırmadı. Meclis’te cemevi isteyen milletvekilinin talebi reddedildi. Cezaevindeki Alevi bir mahkumun bir Alevi dedesiyle görüşme isteği İslam’da dede yok sen de Müslümansın diye reddedildi. Seçim öncesi defalarca kez Erdoğan mitinglerde Kılıçdaroğlu’nun Alevi olduğunu vurgulayarak onu yuhalattı. AKP Sivas katliamının bazı faillerinin zaman aşımından yararlanmasını engellemek için CHP’nin verdiği kanun teklifini reddederek eli kanlı katillerin serbest bırakılmasını sağladı. Yetmedi Erdoğan tahliyeler için: “Vatana millete hayırlı olsun.” dedi. Sivas katillerinin avukatları AKP’den milletvekili yapılarak ödüllendirildi.
Bütün bunlar yetmedi üstüne Erdoğan Necip Fazıl’ın kin ve düşmanlık fışkıran dizelerini okudu ve “dinine ve kinine sahip çıkan” bir nesil istedi. İşte Erdoğan’ın istediği kinci güruh şu an devrede. Kendisini tebrik ediyorum. Malatya’daki kuduzlar mesajı almış ve işe koyulmuşlar. Yarın bir gün başka bir yerde bir başka kudurmuş güruh da  Alevilere saldırırsa bunun sorumlusunun kimler olacağı sanırım şimdiden belli. Yıllarca iğrenç inkar, imha ve asimilasyon politikalarıyla Alevileri canından bezdirip sonunda ipleri iyiden iyiye kopardınız. Eğer devlet Alevileri korumazsa Aleviler kendilerini korumaya başlayacaktır. İşte o zaman göreceksiniz siz Alevilere imha ve asimilasyonu dayatıp dayatamayacağınızı.