9 Eylül 2014 Salı

CÖMERT ŞAİR

Biraz da eğlenelim değil mi? Hem eğlenelim hem öğrenelim. Timur, pek çok kenti yakıp yıkmış Asya'yı hallaç pamuğu gibi atmıştı. Sibirya'da -50 derecede dövüşen ordusu Hindistan'da +50 derecede dövüşmesini de bilmiştir. Dört nala koşan atı durdurmadan ok atan süvari Moğol okçuları ve filleriyle yıllarca tüm Asya'ya korku salan Timur, her ne kadar Moğol imparatorluğunun başında bir komutan da olsa kendisi Türkmendi ki bu yüzden "Han" değil de "Emir" ünvanını kullanmıştı. Hatta Türkmen Alevisi Timur, Hüseyin'i öldürten ve Ehli beyt taraftarlarına kan kusturan Yezit'in mezarını açtırmış kemiklerini yaktırmış, bununla da kalmayıp Yezit'in pis naaşı kirletti diye Yezit'in mezarının toprağını elli arşın derine kadar kazdırmış ve toprağı denize döktürmüştü. Sivas'ı savaşmadan teslim ederlerse kan dökmeyeceğine söz veren Timur Sivaslı askerleri diri diri toprağa gömdürerek sözünde durmuştu. Her ne kadar zalim ve acımasız olsa da sanatçıları ve bilimadamlarını koruyup kollamış, onları sofrasında ağırlamış ve onlarla sohbetler etmişti.

Uzun etmeyelim İskender Pala Timur'un İranlı şair Hafız'la bir diyaloğundan bahsediyor biz de Üstad Pala'dan öğrendiğimizi nakledelim. Bir gün İranlı meşhur şair Hafız, Şirazlı bir Türk güzeline hayranlığını şiirle dile getirir, iyice coşup şöyle der:
"Be hâl-i hinduyeş bahşem Semerkand u Buhara"
([Ben o güzelin] bir siyah benine Semerkand ve Buhara'yı veririm)

Bunu duyan Timur, daha sonra şairle konuşurken der ki: "Biz Buhara ve Semerkand'ı almak için bu kadar Müslüman kanı döktük. Sen onu bir güzelin bir siyah benine bağışlıyorsun. Bu ne cömertlik böyle."
Şair ellerini iki yana açar fakir halini kastederek "İşte o yüzden bu haldeyim ya sultanım" der.
Timur:
-Şu cömert şaire iki kese altın verin der.

Hiç yorum yok: